Goriller & İnsanlar

Goriller son derece sakin yaşarlar, hemcinsleri ile kavga etmezler, otçul hayvan sınıfına girerler. Küçük bir gurup kurarak yaşamlarını sürdürürler. Nesilleri ise tükendi tükenecek.

Bir erkek gorilin 4-5 dişisi ve birçok yavrusu olur. Grup, erkek goril tarafından yönetilir. Erkek goril, bazen otoriteyi sağlamak için iki ayağı üzerine dikilerek göğsünü yumruklar, yan yan yürüyerek kükremeleriyle çevresine gözdağı verir. Çok eşlilik normal.

Bir eş daha edinmek isteyen erkek goril çeşitli yöntemlerle gösterişe başlar. Gösterişlerden en iyi bilineni herhangi bir dişi gorilin kucağındaki bebeği kaptığı gibi yere çalmak olur. Öldürülen bebeğin babası gözden düşer. Aileyi koruyamayan bir gorilin erkekliğinden ne çıkar mantığı işler. Dişi goril kucağındaki bebeği yere çalarak öldüren gorilin kucağına bilerek, istekle oturur. Dişi goriller güce hayrandır.

Peki, insani ilişkilerde belirleyici güç ne? Sevgidir. Hayır, ilişkiyi belirlemesi gereken güç sevgidir, belirleyen değil. Erkek güçlü olmalı, kadın ise güzel. Böyle ucube bir beklenti var. İstisnaları şimdilik işin içine katmıyorum. Elbette istisnalar olur, olmalı, iyi ki istisnalar var.

 Akıllı ve güzel kadın her zaman tercih edilmiştir. Bütün devirlerde bu böyleydi. İnsan, hiç bir zaman şimdiki kadar ahmak kabul edilmedi. En azından ben gösterildiği kadar ahmak olmadığını düşünüyorum. Elimdeki kesin delil ise insanın soyut düşünme yeteneği, dolayesiyle beyin yapısı.

Erkek, akılsız, yaşlı, çirkin ve hastalıklı bir kadınla uğraşmak istemez. Aslında kimse kimseyle bu bağlamda uğraşmak istemez. Kadın, akıllı, genç, güzel, zengin ve becerekli olursa, dokunmayın erkeğin keyfine. Bu gerçek, erkek egemen toplumlarda dile getirilmez ama durum bu. Ayrıca kadın ailesi ve çevresiyle sıfır sorunlu olmalı. Hissiyatı, hassasiyeti de güçlü olmalı. Böyle bir beklenti var. Hatta kadın dediğin kanatlı olmalı. İstenildiğinde uçmalı ve uçurtmalı. Bu, daha da makbul.

Erkek nasıl genç, güzel, bakımlı ve akıllı birini elde etme hakkını kendinde buluyorsa, kadın da güçlü bir erkeği seçme hakkını kendinde bulur. Pazarlık başlar. Çivi çiviyi söker mantığı. Burada dişi goril mantığı devreye girmiş oluyor.

Koruma, korunma istemi güçle bağlantılıdır, romantizmle değil. Bir takım aldatmacalarla hiç değil. Diyelim ki bir erkek ali cengiz oyunuyla kendini varlıklı, güçlü ve bilgili gösterdi. Kadın uyandığı an kucağından yavrusu alınıp yere çalınarak öldürülen dişi gorilin ruh haliyle harekete geçer. Bu aşamada erkek edebiyatı araya girer. Her şey para pul değildir. İnsanlık, aşk, hatır gönül falan filan. Sevgisiz, sömürü edebiyatı her kadına tesir etmez. Pazarlıkta bu yoktu, diye homurdanmalar hissedilir. Kadın, en kestirme yoldan çevresindeki gorillere bakmaya başlar.

Kadın için bu devirde güç, iktidar nasıl elde edilir pek önemli değil. Erkeğin neyi nasıl kazandığının bir kıymeti harbiyesi var mı, hayır yok. Nasıl kazanırsa kazansın, güçlü olsun mantığı geçerli. Çalıp çırpıyor mu, kesip asıyor mu, bunların önemi var mı? Yok.

 Dünyadaki sonuçlara bakın. Hırsızlar, katiller iktidardalar. Bastıkları yere kırmızı halı seriliyor. Öyleyse dünyanın gidişatına göre yolsuzluk, katillik mübah. Tek sorun durumu kitabına iyi uyarlamakla ilgili.

AŞK
Kısaca aşka değinelim. Bildiklerimizi özetleyerek aşkın tarifini yapmış olacağız. Dünyadaki siyasal mantık; deveye diken yarar mantığıdır. Düşüncede yaratılan erkek ve kadın tiplemelerine ”dünyevi” diyelim. Dünyevi kadın bütün kadınlar gibi yuva ister. At araba ister. Dahası, yat, kat ister. Bütün bunlar güç ister. Dünyevi erkeğin gönlü ise kadının kaşına gözüne, boyuna posuna ve tenine takılır. Görsellikteki takıntının adına aşk denir. Dünyevi kadının gönlü erkeğine değil erkeğin gücüne takıntılıdır. Dünyevi erkeğin gönlü ise kadınına değil öncelikle gençliğe ve sükseye takıntılıdır. Aslında kadını veya erkeği anlatmıyorum. Anlattığım yartılan tiplerin aşklarıdır.

Yine de gönül insanın dişi goril mantığına ters düşmesini istiyor.
Hatta bekliyor, umut ediyor, çünkü gönül insanı çok çok seviyor.

Emine Yavuz